Genelde ilginç müşteri olmayı sever Meryem. Bu sabah sıradan olmayı tercih etti sadece.
Klasik bir taksi bekleme süreci, yanıp sönen selektöre kaldırdığı sağ eli ve sol elindeki telefonuyla durdurduğu taksinin arka kapısına yöneldi.
Selamınaleyküm demedi de günaydın dedi kibarca.
Bazen o kadar sarardı ki taksici muhabbetleri, ineceği yere geldiğinde inmez konu kapanana kadar muhabbeti sürdürürdü. Fakat bu sabah sıradan olmak istedi.
Yarın sabah belki selamınaleyküm diyip öne oturacak ve şoförle sigara
serbest mi sorusuyla açtığı muhabbeti gideceği yere kadar devam
ettirecekti.
Bilmiyordu.
Zaten konu kendi yaptıkları olduğu zaman 3 dakika sonrasını kestirmek bile çok zordu onun için. Yapma niyetinde olduğu şeyleri yapma niyetinde olmadığı ama o anda aklına gelen şeyler engellerdi hep. O anda aklına gelen şey genelde de içmek olurdu.
2 senedir spora yazılma niyeti vardı mesela. Üşengeçlikten yazılamadı değil. Hiç bir zaman üşengeçliğin onu ele geçirmesine izin vermezdi.
Tam tersi zaman bulamadığı için yazılamadı. Neden zaman bulamıyorsun ki sorusuna hiç bir cevabı yoktu. Diğer sorulara olmadığı gibi.
Neyle ilgileniyorsun derlerdi mesela.
Ne yapmak istiyorsun derlerdi. Neden burdasın derlerdi. Cevabı olmazdı hiç. Yani aslında cevabı olurdu da olmazdı. Cevabı anlayabilenler sormazdı zaten. O yüzden böyle bir sorunun da cevabının da olması çok saçmaydı.
Bu satırların burda geçmesinin sebebi de tamamen "saçma"yı sevdiğimdendi olsundu devamdı.
Ne istediğini bilmeyen bir insan değildi mesela Meryem.
Aksine çok iyi bilirdi. O anda ne yapmak isterse onu yapmak isteyen bir insandı.
O anda ne yapmak isteyeceğini kestiremiyordu sadece.
İnsanlar ondan geleceği görmesini falan mı bekliyorlar acaba? Toplum yine Meryem'i anlamadı.
Onu çok iyi anlayan insanlar da vardı.
Ona benzeyenler vardı mesela. Toplumdan dışlanmış kişiler de değillerdi.
Son derece sosyallerdi. İnsanlara ütopik gelse de Meryem kendilerini özel bir nesil olarak görüyordu. Belirli bir zaman geldiğinde yollarının kesişeceğine inanıyordu hepsiyle.
Neyse takside bunları filan düşünmedi zaten. Alaturka Fm çalıyordu. Baba radyoyu mu açtırsam diye düşündü.
Sonra sabah sabah bu ağır müzikleri kaldıramayacağını farketti. Kulaklıkla müzik dinlemek istedi. Kulaklığı dolaşmıştı. Hep dolaşıyor zaten.
Onu çözene kadar geldi bile.
Meryem'in sabahı sıradan başlamıştı. Sıradan olmak istiyordu. Sıradan olduğunda sıkılıyordu. Sıradan olmadığında suçlu hissediyordu.
Bazen yalnız kalıyordu.
Bazen bunu istiyordu ama bazen de hiç istemiyordu. Yalnız kalmak ve yalnız olmak arasındaki farkı insanlara anlatmak için çok çabalamıştı mesela.
Herkesin yalnız olduğunu ama kimsenin yalnız kalmayı haketmediğini anlatmaya çalışıyordu. Bilal'e anlatır gibi anlatıyordu hem de anlamaları için.
Boşa kürek çekiyordu. Çünkü insanların o anki bakışları "Sanırım Meryem bu ara çok yalnız, bak nasıl ilgi çekmeye çalışıyor..." oluyordu.
Yani düşünceleri bu oluyordu o da bakışa yansıyınca pek düzgün cümlelerle kurulmamış 2 satır ortaya çıkıyordu.
Dolmabahçeden Taksim'e çıkarken dönüp stada baktı. Normal zamanda olsa taksiciyle
hiç muhabbet etmemiş olsa bile stadı bahane eder futbol muhabbetine girerdi. En sevdiği taksiciler de
Beşiktaş'lı olanlardı. Muhabbet döner dolaşır
Beşiktaş'ın uğradığı haksızlıklara gelir, eğer bir de fanatik Beşiktaşlı bir şoförse "Beşiktaş'ın düşmanlarını öldürelim"e kadar uzardı.
İletişim kurmayı seviyordu Meryem insanlarla. Taksiciler de isteseler de istemeseler de iletişim kurmak zorunda kalacakları bir meslek içindelerdi.
Takımdır muhabbettir bir yana en çok işini disiplinle yapanları seviyordu. Zaten ne iş yaparsan yap adabına raconuna uymak lazımdır.
Bazı geceler eve dönüş saati gece üçleri dörtleri buluyordu Meryem'in. Hele günlerden Cuma veya Cumartesiyse taksi bulmak son derece zorlaşıyordu. Klasik yalan "Karşının taksisiyim"i en çok duyduğu gecelerdi o geceler. Gideceği yer yakın mesafe olduğu için kimse yanaşmıyordu onu taksiye almaya. O gecelerden birinde tanıştı büyük bir söz verdiği o taksiciye. Verdiği söz çok büyüktü, tutması da bir o kadar zordu. Taksiciyi de bir daha görmeyecekti. Ama bir söz verildiyse tutulmalıdır diye düşünüyordu.
Geç saate kadar eğlendiği mekandan çıkmış sallana sallana İstiklal'in başına kadar yürümeyi başarmıştı. Asıl zorluk şimdi başlıyordu ama.
Yakın mesafeye götürecek taksi bulmak...
İlk sorduğu taksici hemen aldı onu. Çok şaşırmıştı. Dert yandı taksiciye, haftasonları kimse yakın mesafeye götürmüyor diye.
.
.
.
.
-devamı canım istediğinde.
.
.
.
-devamı canım istediğinde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder