26 Haziran 2013 Çarşamba

BKM Mutfak: İbrahim Büyükak


“İÇİMDE BİR TRİBÜNCÜ VAR”


Çok Güzel Hareketler Bunlar programı ile hayatımıza giren BKM Mutfak oyuncularından İbrahim Büyükak ile ekran arkasındaki İbrahim’i konuştuk. İktisat bölümü mezunu olmasına rağmen kendi alanı dışında bir meslek seçen Büyükak; ‘‘Bugünlere nasıl geldim?’’ sorusunu sizler için yanıtladı. Star Tv ekranlarında yayınlanan 3+1 programının sevilen yüzü Büyükak genç kuşak oyunculardan en çok dikkat çeken isimlerin arasında.


 

Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümünden mezunsun. Bir iktisatçı olarak senin tiyatro serüvenin nasıl başladı?
Aslında okulu laf olsun diye okudum. Bir çok öğrencinin de yaptığı gibi formalite icabıydı yani. Üniversite konusunda bir idealim yoktu. Hatta zamanında kendime yapay idealler bulmaya çalıştım. Fransızca Kamu Yönetimi okuyacağım diyordum mesela. Sonra düşününce hangi ilçeyi yönetirken Fransızca bilmek gerekecek ki sanki. Ben de durum böyle olunca babam da iktisat oku bari dedi. Üniversiteden önce yazı yazmayı takıntı haline getirmiştim zaten. Sürekli yazıp çiziyordum. Sonrasında yazılarımı karikatür dergilerine gönderdim orada yayınlanmaya başladı. Hiç yakınlaşmadığım iktisattan böylece uzaklaşmış oldum.

Leman Gırgır gibi büyük mizah dergilerinde yazıların yayınlandı. Olay gazetesinde köşe yazarlığı yaptın. Bu anılarını bizimle paylaşır mısın? Ortam nasıl gelişti? Bu altyapı nereden geliyor?
Benim idealim zaten buydu. Ergenlik yıllarımdan beri yazıp çiziyorum. Olay gazetesine gittim. Yazılarımı gösterdim ve köşe yazarlığı yapmak istediğimi söyledim. Denemek için başla dediler. Yazılarım bir süre sonra daha da güzel ve düzenli olmaya başladı. 2 yıl boyunca orada devam ettim. Mizah dergileri için de aynısı geçerli. Gittim yazılarımı oradaki karikatüristlere gösterdim. Beğendiler ve oldu. Bu işlerin olması için sizin peşinden koşmanız lazım. Yolda görüp de bu çocuğu ünlü yapalım denilecek bir tipim de olmadığı için mecburen ben bir şeylerin peşinden koşmak zorunda kaldım.
Çghb’nin sitesinde yer alan biyografinde “otobiyografilere inanmadı otobiyografisiz de kalmadı” demişsin. Bunu okuyucularımız için biraz daha açabilir misin?
İnanmıyorum ama bir güç var… (gülüşmeler) Şaka bir yana ben otobiyografileri çok severim. Otobiyografilere inanıyorum. O cümleyi geyik olsun diye koydum. Biyografi kitaplarını da çok severim.
“ÇOCUKKEN DOLMUŞ ŞOFÖRÜ OLMAK İSTİYORDUM.”
Şuan geldiğin noktayı çocukken de hayal ediyor muydun? Çocukken ne olacaksın sorusuna ne cevap veriyordun?
Çocukken dolmuş şoförü olmak istiyordum. Arıza bir tip de değildim. Klasik sümüklü bir çocuktum. “bu çocuk fırlama” dedirtecek bir durumum da yoktu. Dolmuşçuları çok severdim. Çok senkronize araba kullanıyorlar. Bayılırdım… Anneme ben dolmuşçu olmak istiyorum dedim. Kafama vurdu.(gülüşmeler) Yazma çizme merakım ergenlik döneminde gelişti.
BKM Mutfak ekibine nasıl dahil oldun?
Eserle ben çocukluk arkadaşıyız. Aynı mahallenin çocuğuyduk. Üniversitedeyken beraber bir gösteri hazırlamıştık mesela. Ben yazmıştım Eser ve bir arkadaşı oynamıştı. Hep ortak bir şeyler yapmak istiyorduk. Eser benim fikir ortağım. Eser Mutfak’a benden önce girdi. Ben her hafta İstanbul’a geliyordum dergi için. Geldiğim zaman da Eser’de kalıyordum. Beraber skeç yazıyorduk. Sonra ben askere gittim geldim. Çok Güzel Hareketler Bunlar başlamış. Eser’i aradım: “Gel kanka deneyelim.” Dedi. Geldim Yılmaz Hocayla tanıştım. Bir şekilde entegre oldum ekibe. Devam ettim.
Mesleğinizin zorlukları neler? Hiç pişmanlık duydun mu bu işi seçtiğine?
Bu işin de her iş kadar zorlukları var. Standart bir iş değil. Soyut bir iş. Bankacılık gibi bir şey değil. Okulunu bitirip sınavına girerek yapabileceğiniz bir iş değil. Bu işin bir sınırı yok. Ben kendime “vay ne kadar iyi yazıyorum” diyemem. Hep daha iyisi var. Yılmadan çalışmak gerektiriyor. Zorluğu bu. Ama her işin kendince zorlukları var. Asla pişman olmadım. Çok şanslı olduğumu hissediyorum.

Boş zamanlarını nasıl değerlendirirsin ?
Boş zamana inanmıyorum. İş olmadığı zaman yine kendi işimle ilgileniyorum yazıyorum çiziyorum okuyorum boş zamanım olmuyor. Kendi işimi yapıyorum yani boş zamanımda . Film izliyorum. Tiyatro oyunu izliyorum. Playstation oynuyoruz. Biz çok severiz Playstation oynamayı. Futbol oynamayı da çok seviyorum. Ama genelde boş vakitlerimde yine kendi işimle ilgileniyorum.
Özel hayatınla Mutfak’ı dengelemek konusunda zorluk yaşıyor musun ?
Zorluk çekmiyorum. 12 yıldır süren duygusal bir beraberliğim var. Çocukluk aşkım resmen. Hiçbir zaman ilişkimde bir değişiklik yapma çabasına girmedim. Sevgili değiştirmedim yani. Sevgilim üzerinde değişiklikler yaptık. Ona estetik yaptırdık mesela. Onu değiştirdik biraz.(gülüşmeler) Arkadaşlıklara bakınca, dengelemek konusunda zorluklar oluyor tabi. Sosyal hayatınız değişiyor. Eski arkadaşlar kırılmaya başlıyor. Çalışmaktan zaman ayıramıyorsunuz. Çalışma saatlerimiz belli değil. Arkadaşlar da zaman ayıramayınca kırılıyorlar.
Kuliste veya oyun esnasında yaşadığın ve unutamadığın bir anını paylaşır mısın bizimle?
Bütün anıları çok seviyorum. Öyle standart bir anım yok. Yaşadık işte… Arkadaşlıklarımız çok iyi. Sahnede birbirimize normalde olması gerekenden daha sert tokat atmalar, textte yokken birinin bir laf söylediği diğerinin afalladığı çok zaman olmuştur yani.
Oynamayı hayal ettiğin bir karakter var mı? Keşke şu oyunda/dizide/filmde şu karakteri ben oynasaydım dediğin bir durum oldu mu bugüne kadar?
Öyle ihtiraslı biri değilim. İlla net bir cevap istiyorsanız: Muhteşem yüzyılda Kanuni’nin atı olmak isterdim.
Sözlük araştırmalarımızdan çıkardığımız kadarıyla bir çok insan seni skeçlerdeki “gıcık arkadaş” tiplemelerinle özdeştirmiş :) Senin oynamayı sevdiğin ve tercih ettiğin insan tiplemesi nedir ?
Vaay öyle mi olmuş. (gülüşmeler) Gıcık biri değilimdir aslında. Ben enerjik biriyim. Elim kolum durmuyor. Sesimi de çok kontrol edemem. Hareketli tipleri oynamak bana daha çok oturuyor. Benim içimde bir tribüncü var mesela. Sokak ağzıyla konuşan birini oynamak daha kolay geliyor. Öyle bir çevrede yetiştim.
“OLMAK İSTEDİĞİM YERDEYİM.”
Birlikte oynamayı hayal ettiğin oyuncular kimler?
Angelina Jolie ile oynamayı kim hayal etmez ki. Bu bir hayal olamaz. Bu herkesin isteyeceği bir şey… Şaka bir yana oynamayı hayal ettiğim kişilerle aynı sahnedeyim. Olmak istediğim yerdeyim. Eser ve Oğuzhan ile aynı sahnede olmak beni çok mutlu ediyor.
“TWİTTER’LA ZAMAN KAYBETMEKTENSE YARALI BİR ŞEYLER OKUMAYI TERCİH EDERİM.”
Dergimizle ilgili bir soru sormak istiyorum gündemi nasıl takip ediyorsun? Sosyal Medya ile aran nasıl? Ne sıklıkla kullanıyorsun?
Gündemi internet üzerinden takip ediyorum. Tabletten gazete sayfalarını çevirmeyi çok seviyorum. Yalandan da olsa çevirmek çok keyifli geliyor. Parmağı yalayıp ekranı çevirmeye çalışmamak lazım tabi.(gülüşmeler) Gündemi öğrenirken Twitter’a bağlı kalmıyorum. Twitter’la aram çok mükemmel değil yani. Sık kullanıp da “Mutfak’ta röportaj keyfi ;)” gibi şeyler yazmıyorum yani. Ortalama kullanıyorum. Tam ayarında ne fazla ne az. Teknolojiyle aram kötü diyip de huysuz ihtiyarı oynamayacağım. Her gün bakarım Twitter’a. Bir açıdan baktığınızda Twitter da televizyon gibi boş bir oyalayıcıya dönüşüyor bazen. Bununla zaman kaybetmektense yararlı bir şeyler okumayı tercih ederim.

Tiyatro sinema ve televizyonla ilişkilerini nasıl değerlendirirsin?
Ben kendi ilişkilerimi daha yolun çok başında olarak değerlendiriyorum. Televizyonda çok tatlı bir proje yaptık. Çok güzel bir işti. Kalitemizi bozmamak için bıraktık. İstediğimiz gibi olmamaya başladı. Bir karar aldık ve Yılmaz abi önderliğinde atölyemize geri çekildik. Televizyon sinema tiyatro benim için fark etmiyor açıkçası. Ben komiklik yapmayı seviyorum bunun mecrası televizyon olur sinema olur tiyatro olur. Güzel olduktan sonra her yerde olur. Sokakta kapının önünde bile yapabilirim.


Tuttuğu takım: GS
Burcu: Aslan
Favori yazarı: Orhan Pamuk
En sevdiği yemek: Mantı
Favori Filmi: Fight Club

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder