Bir çoğumuzun Twitterdan takip ettiği, okurken eğlendiği bir yazar İstiklal Akarsu. “Bir Alex Değilim” ve “Olsa
Dükkan Senin” kitaplarının yazarı “Twitter Fenomeni” İstiklal ile
Twitter’ı ve “Twitter Fenomeni” olmayı konuştuk. İstiklal Akarsu'nun sosyal medyaya ilk adımından bugünlere gelişine kadar bir çok konuyu konuştuğumuz söyleşimizde yazar Twitterın yönlendirici etkisininden bakın nasıl bahsediyor.
Diğer fenomenlerin aksine kendi isminizi kullanıyorsun. Neden?
Bu klasik soruya çok modern,
klişeleri yıkan, bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan bir cevap vermek isterdim
ama gerçekten belli bir nedeni yok. Ayrıca benim gibi kendi ismiyle tivit yazan
başka arkadaşlar da var. Nick bir kalkan vazifesi görüyor, güvenlik sağlıyor
belki de o yüzden çok yaygındır. İşe bu mantıkla bakarsak, ülkede İstiklal adlı
en fazla 50 kişi vardır, İstiklal Akarsu da tek...
Peki İstiklal Akarsu ne yapar ne eder ne yer ne içer ?
Normal bir insanım, hatta aşırı
düzüm, hiç çıkıntım fazlalığım, aşırılığım yoktur. Çevresi tarafından gayet
efendi diye tanımlanan, naif diye nitelenen, akıllı, alçakgönüllü, saygılı diye
bilinen bir insanım. Amma velakin öyle değilim.
Yazmaya nasıl başladın?
Lise yıllarımda Türkçe
öğretmenimin gazıyla başladım. Haftada bir kompozisyon dersimiz oluyordu.
Hocamız da şöyle bir gaz verdi “kompozisyonlardan alacağınız notlar ortalamayı
direkt etkileyecek.” Bunu duyunca sınıfça bir hareketlendik, bir kanımız
kaynadı yazı işine. Ortalamayı yükseltmek için başladığımız macera hayatımıza
yön verdi diyebilirim.
Sosyal medyayla nasıl tanıştın?
İlk tanışmam 2007’de Facebook’la
oldu. Bir arkadaşım muhabbet sırasında bahsetti; not aldım kenara. Eve gidince
baktım gayet enteresan bir site. Sonra tivit yazar gibi burada yazılarımı paylaştım.
İlk “beğen”den sonra bi heyecanlandım. Çok acayip dönüşler oldu. Akrabalarım ve
ilkokul arkadaşlarımla epey eğlendik. Sonra Twitter çıktı, eğlence büyüdü.
Twitter fenomenliği nedir ? “Fenomen” etiketi nasıl doğdu?
Twitter fenomenliği nedir ? “Fenomen” etiketi nasıl doğdu?
Twitter’da hayatla, gündemle ilgili
esprili tivitler yazan. Bu sayede çok takipçiye ulaşan, sonra vay efendim ben
ünlü mü oldum diyen, oo reklam da veriyorlar iyiymiş deyip avuçlarını
ovuşturan, böyle giderse feleğin çemberinden bile geçerim diyen insanlardır.
Bana da fenomen diyorlar. Tabi bu twitter yeni, çok takipçisi olanlar daha da
yeni. Başlarda bir etiket verilemedi, insanlar zorlandı. Sonra TRT’de
yayınlanan Sosyal Medya adlı program yetişti imdada. Orada çok takipçisi olan
bir hanım kızımıza "twitter fenomeni" dendi, o etiket benimsendi
kaldı. Bana soracak olursan fenomen olmak önemli değil, insan olmak önemli.
“Bir Alex değilim” çok güzel tepkiler aldı ve hepimiz beğenerek okuduk.
“Olsa dükkan senin” üzerine konuşacak olursak…
Çok güzel tepkiler geldi “Bir
Alex Değilim”e, duygulandım, sonra bi tane daha yazayım dedim, “Olsa Dükkan
Senin” geldi. Ona da güzel tepkiler geliyor. Bir de elinde kitap kalmayan
kitapçılar soranlara “olsa dükkan senin ehehehe!” diyorlarmış, yapmayın
abilerim, yapmayın ablalarım, hiç komik değil, yoksa yok, sipariş verdik
gelecek deyin.
Takipçi sayının artışını ve kitap yazma sürecini anlatır mısın?
Çok paralel oldu. Takipçi sayım
azken “iyi günler, ben bir kitap çıkarmak istiyorum nasıl olacak” diye mail
attığım yayınevleri bana dönmediler bile. Takipçi sayım artınca o maile
dönmeyen zalim yayınevleri kendileri aradılar beni, bu sefer de ben yok dedim,
kitap düşünmüyorum direkt film yapacam dizi yapacam yazdıklarımı. Yok, demedim
tabi. Dizüstü Edebiyat serisi tam bana uygundu. Yazdıklarını blogta paylaşan, hiç
kitabı olmayan insanlara bir şans veriliyordu. Bu arada bana başka
yayınevlerinden de teklifler geldi, hala da geliyor, bu benim için çok gurur
verici. Twitter’ın payı yadsınamaz, o ciddiye alınmamı sağlıyor, her röportajda
Twitter’a bi teşekkürlerimi sunuyorum, yanağından gıdısından bile öpüyorum.
Ailenin twitter karşısında tutumu ne yönde?
Evdeki tek tivitçi benim,
kardeşim Facebook’la haşır neşir, annem yeni üye oldu Facebook’a, bu arada
anası babası henüz Facebook’a üye olmayan varsa çok dikkat etsinler, gerekirse
evdeki interneti kessinler. Facebook’a yeni üye olmuş bir ebeveyn demek her
şeyin sonu demek. Günde 156 çok acayip paylaşım demek “oğlum fotoğraf paylaştım
niye beğenmedin, seni doğuracağıma taş doğursaydım!” demek.
Sosyal medyanın iyi ve kötü yönleri sence neler? Sosyal hayat ve sanal
hayatı nasıl dengeliyorsun?
Sosyal medyadan önce de çok
sosyal bir hayatım olmadığından bir problem yaşamadım. Hatta beni daha
sosyalleştirdi diyebilirim. Eskiden 2-3 arkadaşım varken şimdi bu sayı 7-8
oldu. Bak bu röportaja geldim kahve filan içtik, muhabbet ettik. Sonra
üniversitelerden söyleşi için çağırıyorlar, oraya gidip sohbet ediyoruz
gençlerle, bunlar hep güzel şeyler.
Sosyal medyanın kitleler üzerinde etkilerini nasıl değerlendirirsin?
Sosyal medyanın kitleler üzerinde etkilerini nasıl değerlendirirsin?
Yönlendirici bir etkisi olduğunu
söyleyebilirim. Zaten bu yüzden siyasetçiler koşa koşa geldi, sanatçılar
balıklama daldı, markalar çivileme atladı. Tabi çok hassas bir nokta bu, kötü yönde
etkilemek yönlendirmek de pek mümkün. Bunlara dikkat etmek gerekir. Gerçi aklı
başında olan insan kimin neyi ne için yazdığını anlar, kendi yönünü kendi
belirler, yanlış yönlendirilmez, bildiğini okur.
Ana akım medya tv gazete ile sosyal medya karşılaştıracak olursan…
Yapısal farklılıklar var. Sosyal
medyada patron yok misal, herkes kendine patron. Şimdilik ana akım olarak tabir
edilen eski geleneksel medyada patron var, şef var, müdür var, var oğlu var,
hepsine ayrı ayrı hesap vermek gerekiyor. Çok özgür bir yazım alanı
oluşamayabiliyor orada. Bu kontrol sistemi belli bir hantallık da getiriyor
haliyle. Başta Twitter olmak üzere tüm sosyal medya bu konuda daha atak, daha
kıvrak ve özgür. Tabi bu “aşırı özgürlük ve başına buyrukluk” bazı aksaklıkları
da beraberinde getiriyor. Yalan yanlış haberler doğruymuş gibi hızla yayılıp
insanları yanlış yönlendirebiliyor. Tamam geleneksel medya hantal ama çok daha
tutarlı içerik üretiyor şu anda.
Twitterı ne sıklıkla kullanıyorsun?
Ben genelde bilgisayardan girerim
Twitter’a. Telefondan çok gerekmedikçe girmiyorum, bu şekilde korumaya aldım
kendimi, telefondan yazmaya da alışsam tam bağımlı olurum, oysa hedefim tam
bağımsız İstiklal. Adı bağımsızlık anlamına gelen birinin internete bağımlı
hale gelmesi komik olur. Öğleden önce 11 gibi giriyorum, haberlere bakıyorum,
gündeme bakıyorum, arkadaşların yazdığı şakalara bakıyorum, sonra gaza gelirsem
bir tane de ben yazıp çekiliyorum. Ortalama günde 4-5 tivit yazarım. Yazdıktan
sonra menşınlara retweetlere bakarım, bunlar normal fenomen davranışları. Benim
yazdığım tivitten daha komik menşın atanlar olabiliyor, onları RT ederim,
menşınlara cevap yazarım. Sonra diğer tivite kadar işime gücüme bakarım.
Valla onun bir formülü yok, yani
formüle gerek de yok, herkesin farklı tarzı yaşayışı aklı fikri var. Ben hayata
biraz komik tarafından yaklaştım. Komik anlarını kendi meşrebimce yazıya
döktüm. İnsanlar da gülmeyi eğlenmeyi sevdiler geldiler, toplandılar, olay bu.
Trend Topicle ilgili konuşacak olursak…
Orası başlarda ülkenin gündeminin
yer aldığı bir bölümdü. Şimdi ülkenin belieberlerinin, directionerlerinin,
markalarının, bugüncumaenseyikapavetakipet diyenlerin yer aldığı bir bölüm
oldu. Yani artık TT demek, “Tımarhane Terk” demek.
Gündemi Twitterdan mı takip ediyorsunuz?
Önce günün gazetesine bir göz
atarım. Twitter’da da takip ettiğim haber siteleri var. NTV var misal, oradan
da ülke gündemini takip ederim. Zaten önemli bir olay olursa timeline
sallanıyor, ister istemez haberin oluyor.
Örnek aldığın bir isim var mı?
Komşumuz Sedat Bey'i örnek
alıyorum, anlayan anladı dur.
Okuyucularımıza söylemek istediğin ne var?
Valla buraya kadar okuyanın
yanaklarını öperim, allah ne muradı varsa versin derim.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder