27 Temmuz 2013 Cumartesi

İSTİKLAL AKARSU

İstiklal Akarsu: "FENOMEN OLMAK DEĞİL İNSAN OLMAK ÖNEMLİ."

Bir çoğumuzun Twitterdan takip ettiği, okurken eğlendiği bir yazar İstiklal Akarsu. “Bir Alex Değilim” ve “Olsa Dükkan Senin” kitaplarının yazarı “Twitter Fenomeni” İstiklal ile Twitter’ı ve “Twitter Fenomeni” olmayı konuştuk. İstiklal Akarsu'nun sosyal medyaya ilk adımından bugünlere gelişine kadar bir çok konuyu konuştuğumuz söyleşimizde yazar Twitterın yönlendirici etkisininden bakın nasıl bahsediyor.


Diğer fenomenlerin aksine kendi isminizi kullanıyorsun.  Neden?
Bu klasik soruya çok modern, klişeleri yıkan, bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan bir cevap vermek isterdim ama gerçekten belli bir nedeni yok. Ayrıca benim gibi kendi ismiyle tivit yazan başka arkadaşlar da var. Nick bir kalkan vazifesi görüyor, güvenlik sağlıyor belki de o yüzden çok yaygındır. İşe bu mantıkla bakarsak, ülkede İstiklal adlı en fazla 50 kişi vardır, İstiklal Akarsu da tek... 
Peki İstiklal Akarsu ne yapar ne eder ne yer ne içer ?
Normal bir insanım, hatta aşırı düzüm, hiç çıkıntım fazlalığım, aşırılığım yoktur. Çevresi tarafından gayet efendi diye tanımlanan, naif diye nitelenen, akıllı, alçakgönüllü, saygılı diye bilinen bir insanım. Amma velakin öyle değilim.
Yazmaya nasıl başladın?
Lise yıllarımda Türkçe öğretmenimin gazıyla başladım. Haftada bir kompozisyon dersimiz oluyordu. Hocamız da şöyle bir gaz verdi “kompozisyonlardan alacağınız notlar ortalamayı direkt etkileyecek.” Bunu duyunca sınıfça bir hareketlendik, bir kanımız kaynadı yazı işine. Ortalamayı yükseltmek için başladığımız macera hayatımıza yön verdi diyebilirim.
Sosyal medyayla nasıl tanıştın?
İlk tanışmam 2007’de Facebook’la oldu. Bir arkadaşım muhabbet sırasında bahsetti; not aldım kenara. Eve gidince baktım gayet enteresan bir site. Sonra tivit yazar gibi burada yazılarımı paylaştım. İlk “beğen”den sonra bi heyecanlandım. Çok acayip dönüşler oldu. Akrabalarım ve ilkokul arkadaşlarımla epey eğlendik. Sonra Twitter çıktı, eğlence büyüdü.
Twitter fenomenliği nedir ? “Fenomen” etiketi nasıl doğdu?
Twitter’da hayatla, gündemle ilgili esprili tivitler yazan. Bu sayede çok takipçiye ulaşan, sonra vay efendim ben ünlü mü oldum diyen, oo reklam da veriyorlar iyiymiş deyip avuçlarını ovuşturan, böyle giderse feleğin çemberinden bile geçerim diyen insanlardır. Bana da fenomen diyorlar. Tabi bu twitter yeni, çok takipçisi olanlar daha da yeni. Başlarda bir etiket verilemedi, insanlar zorlandı. Sonra TRT’de yayınlanan Sosyal Medya adlı program yetişti imdada. Orada çok takipçisi olan bir hanım kızımıza "twitter fenomeni" dendi, o etiket benimsendi kaldı. Bana soracak olursan fenomen olmak önemli değil, insan olmak önemli.
“Bir Alex değilim” çok güzel tepkiler aldı ve hepimiz beğenerek okuduk. “Olsa dükkan senin” üzerine konuşacak olursak…
Çok güzel tepkiler geldi “Bir Alex Değilim”e, duygulandım, sonra bi tane daha yazayım dedim, “Olsa Dükkan Senin” geldi. Ona da güzel tepkiler geliyor. Bir de elinde kitap kalmayan kitapçılar soranlara “olsa dükkan senin ehehehe!” diyorlarmış, yapmayın abilerim, yapmayın ablalarım, hiç komik değil, yoksa yok, sipariş verdik gelecek deyin.
Takipçi sayının artışını ve kitap yazma sürecini anlatır mısın?
Çok paralel oldu. Takipçi sayım azken “iyi günler, ben bir kitap çıkarmak istiyorum nasıl olacak” diye mail attığım yayınevleri bana dönmediler bile. Takipçi sayım artınca o maile dönmeyen zalim yayınevleri kendileri aradılar beni, bu sefer de ben yok dedim, kitap düşünmüyorum direkt film yapacam dizi yapacam yazdıklarımı. Yok, demedim tabi. Dizüstü Edebiyat serisi tam bana uygundu. Yazdıklarını blogta paylaşan, hiç kitabı olmayan insanlara bir şans veriliyordu. Bu arada bana başka yayınevlerinden de teklifler geldi, hala da geliyor, bu benim için çok gurur verici. Twitter’ın payı yadsınamaz, o ciddiye alınmamı sağlıyor, her röportajda Twitter’a bi teşekkürlerimi sunuyorum, yanağından gıdısından bile öpüyorum.

Ailenin twitter karşısında tutumu ne yönde?
Evdeki tek tivitçi benim, kardeşim Facebook’la haşır neşir, annem yeni üye oldu Facebook’a, bu arada anası babası henüz Facebook’a üye olmayan varsa çok dikkat etsinler, gerekirse evdeki interneti kessinler. Facebook’a yeni üye olmuş bir ebeveyn demek her şeyin sonu demek. Günde 156 çok acayip paylaşım demek “oğlum fotoğraf paylaştım niye beğenmedin, seni doğuracağıma taş doğursaydım!” demek.
Sosyal medyanın iyi ve kötü yönleri sence neler? Sosyal hayat ve sanal hayatı nasıl dengeliyorsun?
Sosyal medyadan önce de çok sosyal bir hayatım olmadığından bir problem yaşamadım. Hatta beni daha sosyalleştirdi diyebilirim. Eskiden 2-3 arkadaşım varken şimdi bu sayı 7-8 oldu. Bak bu röportaja geldim kahve filan içtik, muhabbet ettik. Sonra üniversitelerden söyleşi için çağırıyorlar, oraya gidip sohbet ediyoruz gençlerle, bunlar hep güzel şeyler.
Sosyal medyanın kitleler üzerinde etkilerini nasıl değerlendirirsin?
Yönlendirici bir etkisi olduğunu söyleyebilirim. Zaten bu yüzden siyasetçiler koşa koşa geldi, sanatçılar balıklama daldı, markalar çivileme atladı. Tabi çok hassas bir nokta bu, kötü yönde etkilemek yönlendirmek de pek mümkün. Bunlara dikkat etmek gerekir. Gerçi aklı başında olan insan kimin neyi ne için yazdığını anlar, kendi yönünü kendi belirler, yanlış yönlendirilmez, bildiğini okur.
Ana akım medya tv gazete ile sosyal medya karşılaştıracak olursan…
Yapısal farklılıklar var. Sosyal medyada patron yok misal, herkes kendine patron. Şimdilik ana akım olarak tabir edilen eski geleneksel medyada patron var, şef var, müdür var, var oğlu var, hepsine ayrı ayrı hesap vermek gerekiyor. Çok özgür bir yazım alanı oluşamayabiliyor orada. Bu kontrol sistemi belli bir hantallık da getiriyor haliyle. Başta Twitter olmak üzere tüm sosyal medya bu konuda daha atak, daha kıvrak ve özgür. Tabi bu “aşırı özgürlük ve başına buyrukluk” bazı aksaklıkları da beraberinde getiriyor. Yalan yanlış haberler doğruymuş gibi hızla yayılıp insanları yanlış yönlendirebiliyor. Tamam geleneksel medya hantal ama çok daha tutarlı içerik üretiyor şu anda.
Twitterı ne sıklıkla kullanıyorsun?
Ben genelde bilgisayardan girerim Twitter’a. Telefondan çok gerekmedikçe girmiyorum, bu şekilde korumaya aldım kendimi, telefondan yazmaya da alışsam tam bağımlı olurum, oysa hedefim tam bağımsız İstiklal. Adı bağımsızlık anlamına gelen birinin internete bağımlı hale gelmesi komik olur. Öğleden önce 11 gibi giriyorum, haberlere bakıyorum, gündeme bakıyorum, arkadaşların yazdığı şakalara bakıyorum, sonra gaza gelirsem bir tane de ben yazıp çekiliyorum. Ortalama günde 4-5 tivit yazarım. Yazdıktan sonra menşınlara retweetlere bakarım, bunlar normal fenomen davranışları. Benim yazdığım tivitten daha komik menşın atanlar olabiliyor, onları RT ederim, menşınlara cevap yazarım. Sonra diğer tivite kadar işime gücüme bakarım.
Twitterda senin kadar etkili olmak, sonra kitap vs. çıkarmak için ne yapmak lazım?
Valla onun bir formülü yok, yani formüle gerek de yok, herkesin farklı tarzı yaşayışı aklı fikri var. Ben hayata biraz komik tarafından yaklaştım. Komik anlarını kendi meşrebimce yazıya döktüm. İnsanlar da gülmeyi eğlenmeyi sevdiler geldiler, toplandılar, olay bu.
Trend Topicle ilgili konuşacak olursak…
Orası başlarda ülkenin gündeminin yer aldığı bir bölümdü. Şimdi ülkenin belieberlerinin, directionerlerinin, markalarının, bugüncumaenseyikapavetakipet diyenlerin yer aldığı bir bölüm oldu. Yani artık TT demek, “Tımarhane Terk” demek.
Gündemi Twitterdan mı takip ediyorsunuz?
Önce günün gazetesine bir göz atarım. Twitter’da da takip ettiğim haber siteleri var. NTV var misal, oradan da ülke gündemini takip ederim. Zaten önemli bir olay olursa timeline sallanıyor, ister istemez haberin oluyor.
Örnek aldığın bir isim var mı?
Komşumuz Sedat Bey'i örnek alıyorum, anlayan anladı dur.
Okuyucularımıza söylemek istediğin ne var?
Valla buraya kadar okuyanın yanaklarını öperim, allah ne muradı varsa versin derim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder